Çalakalem

Çalakalem
"Şampiyon" a selam olsun

3 Temmuz 2012 Salı

Yeter artık.. Söz, savunmanın !!



Bitti artık..

Tam 1 yıl önce bir sabah kahvaltısında evinden apar topar alınarak, özgürlüğünden mahrum edilen ve adeta "bilinmeze mahkum edilen" Başkan Aziz Yıldırım, tam 1 yıl sonra yine bir sabah vakti, özgürlüğüne kavuştu demir parmaklıklar ardından..

Geçen bu süreç içerisinde Türkiye, adeta kendisiyle yüzleşti.. Hukuk devleti olmasına rağmen yapılan onca hukuksuz işlerin, nasıl da "hukuk" çerçevesi içerisinde olduğu "yalanları ve martavallarıyla" gergef gergef işlendi saf dimağlar ve beyinler..

"Kerameti kendinden menkul" insanlar, hergün ekranlarda gerdan kırdılar pişkin pişkince..

Daha 1.günde "bu ateş üfleyerek sönmez" diyenler, alttan alta o ateşin altına "benzin döktüler" söylem ve eylemleriyle..

Yine ilk günden itibaren UEFA kapılarında "sopa" isteyenler, hergün UEFA merkezini posta bombardımanına tutulanlar, acaba yeni bir organizasyon içerisine girecekler midir bundan sonraki süreçte? Ve de geriye dönüp baktıkları zaman, hiç yüzleri kızaracak mıdır?

"İlla da kupamızı isterük" diye meydanlarda nümayiş yapanlar, 1 yıl içerisinde kendi rezillerikleriyle başbaşa kaldılar milyonlar karşısında..

"Masumiyet karinesi" ilkesine rağmen daha ilk günden en ağır cezalarla mahkum edilmesi konusunda hergün fikir beyan edip, kalem oynatanlar, bu 1 yılın sonunda karalar bağlamış durumdalar ne yazık ki..

Çünkü "ecelleri gelmek üzere."

Çünkü o mahkum etmeye, mahkum ettirmeye çalıştıkları insan, artık özgür..

Hukuki karar ne olursa olsun, bir insanın özgürlüğüne kavuşması önemlidir ve bugün bu olay gerçekleşti..

Artık Fenerbahçe camiası için 03 Temmuz ve 02 Temmuz tarihleri bir başka önem kazandı bu geçen 1 yıl içerisinde..

Geçen 1 yıl içerisinde dimdik ayakta duran, maruz kaldıkları onca iftira ve karalamalara rağmen haklı davasından asla taviz vermeyen bu camia mensupları, adeta Başkanlarını bu "leş kargalarının" elinden çekti, aldı..

Mahkemenin verdiği kararın temyiz ve Yargıtay süreci açık olmakla birlikte, verilen karardaki çelişkili noktalar ilk etapta dikkat çekse de, bundan sonraki süreçte çokça yazılacak, tartışılacak..

Buradan detaya girmeye gerek yok.. Ancak küçük bir noktayla bu kısma da değinmeden edemeyiz..

Mesela İlhan Yüksel Ekşioğlu için verilen kararın içerisinde, Fenerbahçe-Ankaragücü maçında şike yapmaktan hüküm giyen İlhan Yüksel Ekşioğlu çıkıp ta sorsa ki "Madem bana bu maç dolayısıyla ceza verdiniz, neden o halde hiçbir Ankaragücü oyuncu ve yöneticisi bu maçtan dolayı yargılanmadı, bırakın yargılanmayı, neden hiçbirisi soruşturmaya bile gerek görülmedi?"

Bu soruyu soran herkese, acaba verilecek cevap ne olabilirdi?

Bütün bu cevabı zor sorulara rağmen, bu insanlar artık özgür..

Özgürlüklerinden mahrum edilenmeyenler, özgürlüğün anlamını elbette ki bilemezler..

Artık ne olursa olsun.. Bu saatten sonra, "söz savunmanın"

Bu saate kadar yazanlar, çizenler, ekranlarda gerdan kıranlar, kan emiciler, vampirler, salaklar asalaklar, bilenler bilenenler, UEFA'dan ve başkalarından medet dilenenler..

Hülasa bütün "şer cephe."

Bu saatten sonra susun ve başınızı kaldırmayın yerden..

Tabi ki birazcık utanma duygunuz kaldıysa..

Çünkü bu saatte kadar siz konuştunuz, onlar ve biz dinledik..

Artık bu saatten sonra diyoruz ki;

"Yeter, söz savunmanın."










Hiç yorum yok:

Yorum Gönder