

Şükrü Saraçoğlu Stadı'nda son 2 haftada maç yöneten hakemler..
Ve ne tesadüf ki her ikisi de "şehrin diğer yakasındaki takım" taraftarı..
Hatta bırakın taraftarı olmasını, faal sporculuk geçmişleri bile var..
Ve bu nefrettir ki, elin Almanının bile "penaltı" dediği pozisyonlara devam kararı veriyor..
2 hafta önce Kuddusi, çalmadığı penaltı ile liderliği alırken, bu akşam Hüseyin Göçek, neredeyse şampiyonluğu veriyordu birilerine..
Fenerbahçe'nin gol dakikası da önemli..
Zira o pozisyonun sonrasında vakit kalmamıştı..
Çıkartamadılar yani..
Az biraz daha vakit olsaydı, neler olurdu neler..
Maç içerisinde öyle pozisyonlar oldu ki, bir hakemin bu pozisyonları görememesi imkansız..
Hatta mümkün değil..
Mesela maçın ilk yarısı bitişinde sahaya "polis çağırması" ve polis eşliğinde soyunma odasına gitmesinin tek bir anlamı vardır..
"Taraftarı provoke etmek."
Zira biliyor ki, Fenerbahçe ceza sınırında..
Olası bir taşkınlıkta ceza alacak ve seyircisiz oynanacak maç.. Bütün fırsatları değerlendirmek için elinden geleni yaptı..
Fenerbahçeli futbolcuları, sinirleri aldırılmış olarak nitelemiştik geçen hafta..
Üzerine, taraftarlarını da ekleyelim..
Hüseyin Göçek'in buram buram tahrik kokan kararlarına sabretmek, öyle her babayiğidin harcı değildir zira.. Fenerbahçe taraftarı, takımını seviyormuş harbiden..
"Sahibinin sesi" olmaya hevesli olan zihniyetin temsilcilerinden birisi gibiydi neredeyse..
Verdiği kararlar, vermediği kararları bir yana bırakın, buram buram provakatif hareketler içerisine girmesi de işin cabası..
Geçen hafta başka bir yazımızda söylemiştik..
"Bundan sonra hakem gibi maç yönetin."
"Bir de adam gibi."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder